SAĞLIK ÇALIŞANLARI VE ECZACILIK MESLEĞİ


Bu makale 2020-04-15 10:40:10 eklenmiş ve 525 kez görüntülenmiştir.
Neşe Ersoy

Pandemi denilen şey şakaya gelmez, anlık gafletleri bile affetmez, hele de temas ve solunum yolu ile etkili oluyorsa açık hava bile tehlikeli duruma gelir.

Evde kal deniliyorsa evde kalınmalı, her sokağa çıkış bulaşmayı katlayarak çoğaltır. Geç olsa da artık bunun bilincine varılmalı.


Devlet, erken müdahale ettiğini düşünse de yanlış uygulamalarıyla ve artmış vaka sayısıyla başa dönüldü. Meslek örgütleri donanımsız çıktı, meslektaşlarına ilişkin koruyucu tedbirler alınmasında da yetersiz çıktı. Ve tüm sağlık çalışanları vakalarla yüz yüze, burun buruna görev yapmak zorunda kaldılar.


Sağlık çalışanları dendiğinde akla ilk gelen doktorlar, hemşireler oluyor nedense. Onlar elbette ki oldukça önemli ancak böyle bir salgın durumunda sağlık sektörünün en çok risk altında olanları eczaneler, eczacılar ve eczane teknisyenleridir. Bunu da yok sayamayız, hatta unutmamalıyız.


Eczanelere hem sağlıklı hem de hasta kişiler girip çıkmaktadır, reçete verilir, imza alınır, bazen telefonlar bile elden ele değişir. “Okuyamıyorum siz okuyun, şunun aynısından istiyorum” gibi gerekçelerle telefonlarını verirler, yardımcı olmak için geri çevrilmez, bulaşmaya o kadar açık bir ortamdır ki kimse farkına varamaz. 

Hastalar bile kendini korumaz, ulu orta dışarı doğru öksürürler, hapşırırlar, yapma diyemezsiniz. Komşu esnaf/tanıdık gelir, siz bilgisayarda işlem yapmaya çalışırken tepenizde durup konuşmasını sürdürür, git diyemezsiniz. Normal zamanlarda bu tür davranışlar tolore edilebilir, her sabah, her akşam, boş kalındığında ortam silinir, dezenfeksiyon yapılır. Ne de olsa mesleğin cilveleridir bunlar. Elbette ki bilinçli hastalar da var, çevresini korumak için uzak dururlar, peçete/mendil kullanırlar vs. Ancak Çin’de başlayıp dünyayı saran corona virüs salgını süresince eczanelerinde kendi imkânlarıyla korunma yöntemleri geliştirmeye çalışan eczacılar -kim pozitif, kim negatif bilmeden- çok sayıda kişi ile temasta bulunurlar. En tehlikelisi de budur, belirsizlik.


Bunlara karşı da; maske, eldiven, koruma bariyeri, şeritler, yazılar gibi uyarılarla bazı korunma önlemleri geliştirilir. Ama yine de yönetimin gazabından kurtulamaz eczaneler. Testi pozitif çıkan hastalar bile ilaçlarını al diye önce eczaneye oradan da evlerine gönderilirler.


Geçtiğimiz hafta sonu “sokağa çıkma yasağı” ile yaşanan krizde, insanlarımızın panik halinde nasıl büyük hatalar yapabileceğini gördük. Bu krizde yönetimin ne kadar acemi ve kriz yönetmede ne kadar yetersiz olduğunu gördük. Üstelik iki yıl değil, iki ay değil, iki hafta değil, sadece iki günlük bir yasak karşısında insanların nasıl bir kıtlık veya açlık yaşayabileceklerinin ölçüsünü gördük. İki gün ya, iki gün!

Bu davranışları, cehalet/bilinç psikolojisine bağlayıp bunu da anlayabiliriz.

Anlayamadığım, neden stokçuların ve depoların fahiş fiyatlarından eczacılar sorumlu tutulur, maske takarak solunum yolları korunurken, neden birdenbire eczanelerde maske satışı yasaklanır, devletin bedava vermek istediği (5 adet) maskelerin dağıtımı neden eczanelere yüklenir. Beşli paket olarak gönderileceği söylenen maskeler neden açık gönderilir ve paketleme işi de eczanelere yüklenir.

Ya da insanlar neden bir -kod- gelmesini beklemek zorunda bırakılır. (Üstelik karşımızda iki günlük yasakta bile kıtlıktan çıkmış gibi davranış sergileyen bir toplum varken.) şimdi bu toplum sürekli eczanelere gidip ödünç maske istiyor, veremiyorlar, satın almak istiyor, satamıyorlar, her birine ayrı ayrı nedenlerini anlatmak zorunda kalıyorlar, akabinde hakarete de uğruyorlar, bu da yetmiyor, şikâyet ediliyorlar. Bu arada maske kargaşası yüzünden gerçek hastalarla da ilgilenemiyorlar. Evde kalmaları gerekirken salt maske sormak için sokağa çıkanlar var.

Sormadan edemiyorum: Eczacılar ve eczane çalışanları sağlık sektörünün günah keçileri mi? Oysa onlar “en yakın sağlık danışmanı” olarak bilinirler.

 

Bu covit-19 salgını yüzünden eczacılarda da kayıplar yaşanmaya başladı. 

Bulaşmanın azaltılması isteniyorsa, bedava maske dağıtımı bir an önce eczanelerden alınmalıdır. PTT bunun için var, her adrese gönderilebilir, kimse de sokağa çıkmak zorunda kalmaz.

Hatta bulaşmanın önlenmesi isteniyorsa, öyle şaka gibi değil, panik olunmayacak şekilde gerçek bir sokağa çıkma yasağı getirilmeli.

Aç kalmaktan korkmayın ama covit-19’dan korkun.


Birkaç gün aç kalmak, tok olarak ölmekten her zaman iyidir.


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Canlı TV
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Arşiv Arama
- -
Yenimahalle Gazetesi Manşetleri
Yenimahalle Gazetesi © Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap
RSS
News
EKONOMİ
SPOR
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR SANAT
SAĞLIK
EĞİTİM
ANKARA
TÜRKİYE
ÇEVRE
SİYASET
DÜNYA