KADİR ŞEKER


Bu makale 2020-02-18 11:50:31 eklenmiş ve 1049 kez görüntülenmiştir.
Erol ERDEM

KADİR ŞEKER

Konya’da bir parkta darp edilen Ayşe D.’yi kurtarmak isterken Özgür Duran’ın ölümüne neden olan Kadir Şeker, Türkiye’nin gündemine oturdu.

Bir kesim, lafı evirip çevirip tutukluluğunun devamı gerektiğini düşünürken, büyük çoğunluk ise serbest kalmasından yana tavır almakta.

Bu ülke kadın cinayetlerinden çok çekmiştir.

Önüne gelen kadınlarımızı darp etmekte ve cinayet işlemektedir.

Eğer Kadir Şeker, Ayşe D.’yi kurtarmasaydı ve Ayşe D. ölseydi, şimdi de diğer cinayetlerde olduğu gibi “herkes seyretti, kimse müdahale etmedi, bu nasıl insanlık” diye konuşulacaktı. 

Ben şahsen; Kadir Şeker’in derhal serbest bırakılmasından ve cesaretinden dolayı ödül verilmesinden yanayım. Bu tür davranış insanlarımızı cesaretlendirecek ve bundan sonra, bu tür darp ve cinayetlerin en azından bir kısmı engellenecektir.

Aksi takdirde bu tür cinayetler artarak devam edecektir.

Kadir Şeker’in tutuklu kaldığı her gün, bu durum canileri daha da cesaretlendirecektir.

Aslında verilecek ceza Kadir Şeker’e verilmeyecektir. Esas ceza, bundan sonra, bu tür şiddete uğrayacak kadınlarımıza verilecektir.

“Bana ne”, “beni ilgilendirmez”, “adam sen de”, “başıma bela alırım” duygusu insanlarda hâkim olacaktır. Zaten vurdumduymaz olan halkımız, hiçbir şeye müdahil olmayan sorumsuz bir toplum haline gelecektir.

 

NELER OLUYOR BİZE…

 

Ben henüz 17 yaşlarındaydım. Ülkemiz çok zor bir dönemden geçiyordu. Terör her gün birçok can alıyor, bazı mahalleler kurtarılmış bölge ilan ediliyor, ekonomi çok kötü yönetiliyordu.

Aradan neredeyse 40 yıl geçti. Her geçen gün sorunlarımız daha da karmaşık hale gelir oldu. 

Evet; bizim coğrafyamız çok zorlu bir coğrafya. 

Evet; bizim ülkemizin çok karmaşık sorunları var. 

Evet; bizimle uğraşan dış güçler var.

Ancak bizim hiç mi suçumuz yok?

Bu sorunları çözecek siyasi partilere ve siyasetçilere bir bakın. 

Öncelikle siyasi partilerden başlayın. Hangisinde parti içi demokrasi var? Hangisi sağduyu ile çalışıyor? Deprem, terör, toprak bütünlüğü, milli eğitim, milli savunma gibi hangi milli konularda bir araya gelebiliyorlar?

Siyasetçilere bir bakın; bakın üyesi olduğunuz partiye, aynı partiden insanlar bile bir olamıyor. Hepsi basit çıkarları için birbirlerinin kuyusunu kazıyor. İnsanları bölmek, parçalamak ve kategorize etmek, siyaset ve siyasetçilerin birinci görevi olmuş. 

Bakın akraba çevrenize; hepsi birbiriyle kavgalı. 

Komşularınıza bakın; kaç tanesi birbiri ile iyi geçiniyor. Sabah kaç kişi birbirine günaydın diyor?

Yok değil mi? Siz de aynı şeyleri düşünüyorsunuz.

Sonra da başımıza gelen her şeyi dış güçler getirdi diyerek üstümüzden atıyoruz.

Sizden bir istekte bulunmak istiyorum. Haydi gelin yarından itibaren bütün bu olumsuzlukları değiştirmek için el ele verelim. 

Önce birbirimize “GÜNAYDIN” diyerek başlayalım.

 

SURİYE

Orta doğu tam bir bataklık, 

Bu bataklığa sürüklenen son ülke ise SURİYE,

Buralara girmek de, çıkmak da, öyle hiç de kolay değil. 

Kim ne derse desin Ortadoğu kendi kanından besleniyor. 

İki ülke arasındaki savaş, barışla sonlanabilir. Avrupa ülkeleri 70 yıl önce birbirine girdiler. Avrupa’da taş taş üstünde kalmadı. Ancak çok geçmeden barıştılar ve Avrupa Birliği’ni kurdular. Dost oldular. Sınırlarını kaldırdılar.

Ancak iç savaşa giren bir ülke, barışı asla göremez. Bu tür savaşlar 100 yıllar hatta daha fazla sürebilir. 

Düşünsenize aynı mahallede, aynı şehirde veya aynı ülkede yaşıyorsunuz. Çocuklarınız, yakınlarınız öldürülmüş, sakat kalmış ciğeriniz yanmış. Ve bunu yapan insanlarla aynı yerde yaşıyorsunuz. Tıpkı kan davası gibi, mezhep kavgası. Tam sulh olduk dersiniz bir gün bir mezhepten biri diğer mezhepten birini öldürür, her şey sil baştan başlar.

Bu durumu değiştirmeden, insanları mezheplere göre değil, insan olmasına göre değerlendirmediğimiz takdirde orta doğudaki kan bitmez.

Zülfü Livaneli’nin “Huzursuzluk” kitabında bilge adamın dediği gibi;

“Harese nedir bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözcükleri buradan türemiştir. Develerin çölde çok sevdiği bir diken vardır.

Deve, dikeni yedikçe ağzı kanar. Tuzlu kanın tadı, dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Kanadıkça yer, bir türlü kendi tadına doyamaz… Orta Doğunun âdeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur.” 

Ölen de öldüren de ya kardeştir ya da aynı dindendir. Ancak bundan fayda sağlayanlar hep emperyalist güçler olmuştur.

Gelin önce insan olalım…

 

KİM NE DEMİŞ!

Defne Samyeli “Ben bilmiyormuşum. Görmemişim, hiç ihtimal vermedim. Hiç konduramadım” sözleriyle ihanete uğradığını duyurmuştu.

Samyeli’nin açıklamalarının ardından Pelin Su Instagram sayfasından “Hoş geldin aramıza Defne Samyeli biz de konduramamıştık” paylaşımını yaptı.

Acun Ilıcalı’nın eski eşi Zeynep Yılmaz’ın bu paylaşımı beğendiği sosyal medya kullanıcılarının gözünden kaçmamış. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Ne yapılabilir ki!
Hikmet Bolat 2020-02-19 23:26:29
İnsanların içinde bulunduğu ülkede kadınlara yapılanları görüpte etkilenmeden seyretmesi sanırım bir yere kadar. Hukuken bir karşılığı olan müeyyidenin vicdanen olmadığını düşünüyorum. O şartlardaki durum da sanırım göz önünde bulundurulmalı ve inanıyorumda. Kravata takım elbiseye gerek yok. Sağ duyu daima galip gelir.
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Canlı TV
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Yenimahalle Gazetesi Manşetleri
Yenimahalle Gazetesi © Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap
RSS
News
EKONOMİ
SPOR
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR SANAT
SAĞLIK
EĞİTİM
ANKARA
TÜRKİYE
ÇEVRE
SİYASET
DÜNYA