‘Ne iş arkadaş!’


Bu makale 2018-12-11 16:21:05 eklenmiş ve 2560 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Gürer

Bakın şöyle etrafınıza etrafınıza her yer beton ve demir yığınlarıyla çevrili. Gökyüzünü göremiyoruz. Güneşimiz yüzümüze evimize semtimize vurmuyor artık.

Yüksek katlar güneşimizi,

Yüksek katlar rüzgarımızı,

Yüksek katlar havamızı,

Yüksek katlar yeşil alanlarımızı,

Yüksek katlar her şeyimizi kesmeye başladı.

Güneş, Hava, Rüzgar hepsi ortak kullanım alanlarımızdır. Kamu malı ortaktır.Kimsenin malı değildir.Ve kimsenin doğamızı katletmeye hakkı yoktur.

Günlerce yazdık, çizdik, gösterdik ama bırakın okumayı bizleri dinlemediler bile.

Bu yüksek binalara ruhsat verenler kendileri değil mi? Şimdi ne oldu neden rahatsız olduklarını söylüyorlar.Onlar değilmiydi buralara ruhsat verip el altından…m.. götüreler.

Şimdi baktılar beton ve demir yığınları rüyalarına girmeye başladı.İnsan yaşamına yakışmayan küçükcük dar mekanlarda boğuldular ve artık 5 katlı binanın yanında 40 katlı yüksek katlar yapılıyorsa..bölgede oturan vatandaş şikayet etsin..Yaptırmasın demeye(!)

Atı alan Üsküdar'ı geçti beyler!

Çayyolunu rant yolu ben yapmadım.Bunu yapanlar bugün yeniden ya belediye başkan adayı..Ya bir parti de yönetici..Ya da belediye meclis adayı. Bakın etrafınıza ne kadar billboard, reklam tabelaları, ışıklı reklamlar, gazeteler, internet sayfaları nereyi açsanız karşınızda trilyonlara satılan siteler, evler, villalar, dairler alım gücü düşmeye başlarken insanlar artık uyanmaya başlayınca ve üstüne üstelik kredi faiz oranları yukarı tırmandıkça satamıyorlar.Satamıyacaklar.Yüksek katlardan şikayet ederek olayları telafi etmeye başladılar. Yerel yönetimlerin 5 yıllık, 10 yıllık, 50 yıllık Nazım planları olmaz mı?

Bir belde bir kent gelişirken nelere dikkat etmek lazım bu saatten sonra ders mi verelim ?

İnşaatlar yarım kaldı. Projelere kredi bulmakta zorlanan rant mimarları bol bol reklamlar vermeye başladı ama iş işten geçti beyler! 

Konkordatolar peş peşe gelmeye başladı.  Etrafımız beton yığınlarıyla kaplanırken yoğunluklar, nüfus artışı tek bir bölgeye doğru kaydırılınca Çayyolu, Ümitköy, Yaşamkent, İncek  bölgesi yaşanılması zor bir semt oluverdi.

Bir de acaba diyoruz bu yüksek katlı binaların zemin etütleri nasıl?

Ankara’nın deprem haritasına göre bu binaların küçük bir sallantıda ayakta durması mümkün mü? Binalara imar ve yerleşim (iskan) izinleri verilirken bunlar göz önününe?

Diğer taraftan tarım arazilerine yapılan gökyüzüne ulaşan binaları gördükçe içimiz sızlıyor.

Tüm yetkililere sesleniyorum.Bundan sonra önceliğiniz tarıma elverişsiz ve ziraate uygun olmayan arazileri tespit edin ve yeni şehirleri bu alanlara kurdurun.

İnsan doğasına aykırı bir kentleşme istemiyorz.Etrafımızda gökdelenler yükseldi. Marka proje adı altında çok yüksek değerlerde yüksek katlı binalar dikildi. Kentsel Dönüşüm adı altında milyarlık projeler büyük reklamlarla satılmaya başladı. Dikey Mimarinin özendirilmesi neticesinde birbirinden haberi olmayan asansörde bile selamlaşmayan bir kentli “halk tipi” oluşmaya başladı.

Sokaklarımızın adı değişti. Cadde oldu. Nüfus arttıkça ne yürüyecek kaldırım kaldı ne de aracınızı park edecek otopark ve araçlarınızın rahatça ilerleyebileceği yollar kaldı.

Çocuklarınızın, engellilerin tek başlarına yürüyebileceği kaldırımlar adeta yok edildi.Rant uğruna belediyeler dükkanların önlerindeki alanları da dükkanlarına katan esnafa kaldırımları da peşkeş çekmeye başladılar.Böylelikle kaldırımlarda yok oldu.

Şimdi yıllardır 5 katlı binasında sıcacık evinde oturan balkonunda çiçek yetiştiren Ayşe Teyze'nin mahallesinde hiç bir koşula bağlı kalmayan aslında Mimarlar Odasının bile karşı çıktığı 40 katlı binayı dikerek Ayşe Teyze'nin güneşini, havasını, rüzgarını kesmek hangi vicdana sığar.

Hangi kanun insanların yerleştiği yerde cehennem azabı çekmesine olanak verir. Paran varsa parası olmayana yüksekten bakan bir zihniyeti destekleyen belediyelerimizin ruhsat şubelerinde görevli değerli bürokratlarımız ‘ne iş arkadaş!’

Bir Başkent düşünün ve bu başkent'in gelecek 50 yılını, 100 yılını kapsayan İmar Planı, gelecek için yatırım planı olmasın.

Bunlar rant için Atatürk’ün kemiklerini sızlatıyorlar.Atamızdan kalan Orman çiftliğini de yağmaladılar ve talan ettiler. Ankara'nın sülietini bozdular.

Ankara’da 5-6 katlı kırmızı kiremitli güzelim Ankara evlerini yok ettiler.Plansız büyüme ve yapılaşması sonucunda 5-6 katlı binaların arasında herhangi bir kurala bağlı olmaksızın pıtrak gibi çıkan 40 katlı binalar. Ankara'nın manzarasını bozmuştur.Bu pıtraklar kentte onarılması güç yaralar oluşturmuşlardır.

Şimdi aynen sayın hökümet büyüğümüzün dediği gibi ‘Ne iş arkadaş’ ? diye sormak isityorum.Zatı muhteremlere!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Canlı TV
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Yenimahalle Gazetesi Manşetleri
Yenimahalle Gazetesi © Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap
RSS
News
DÜNYA
YENİMAHALLE
EKONOMİ
SPOR
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR SANAT
SAĞLIK
EĞİTİM
ANKARA
TÜRKİYE
ÇEVRE