Savurganlık


Bu makale 2017-12-29 19:11:01 eklenmiş ve 282 kez görüntülenmiştir.
Mustafa Bayraktar

Devlet yönetimindeki tantana, şaşaa, gösteriş ve sonradan görme davranışlar ülke ekonomisini yok ettiği gibi millet olarak da ahlak yoksunu olmamıza neden olmaktadır.

Çocuklarının ayağına don alamayan aile reislerinin çarşı-pazarda çaka satmaları, evine et alamayanların bayram-seyran olsun diye kurban kesmeye yeltenmeleri, bir yakınını ziyaret edemezken gösteriş olsun diye hac veya ümreye soyunmaları hep savurgan ahlak anlayışımızın sonucu değil mi.

Medeni ülkelerde yönetenlerin halktan soyutlanmamaları, yaşam tarzlarını değiştirmemeleri gözlenirken bizdeki en küçük makam erbabının bile makam ve araba tantanaları sonradan görme, ne oldum delisi görünmek bir hasta anlayışın sonucu değil mi..

Konut yerine saraylar, işyeri yerne plazalar, yaya gidilebilecek yerlere bile (hatta Cuma namazına bile)

Koruma ordusu ve kovoyla gidiş gelişler bile bir ahlak erezyonu değil de nedir.

Bayramlar, Yılbaşı , kurtuluş ve kuruluş gibi, yaş günü gibi yıldönümleri kutlamaları dostluk-kardeşlik-birliktelik gibi ortak mutlulukları paylaşma eylemleridir.

Bu günler de aşırıya kaçmadan, kimseyı rahatsız etmeden, kimsenin onurunu incitmeden kutlanması gereken günlerdir.

Bir kişinin özgürlüğü diğer kişinin özgürlük alanına kadardır. Hak-adalet anlayışı da bu kurallar içinde geçerlidir.

Güçlü kadar güçlü olmayanın da özgürlük hakkı vardır. Yok deniliyorsa, yöneten müktedirdir deniyorsa o yönetimde demokrasi yok, diktatörlük vardır.

İslam anlayışında aşırılık (her alanda) haram diye vasıflandırıldığı halde, her şeyin aşırılığına kaçan yönetim ; İslam anlayışı yerine halkı fakir yöneteni zengin saltanat anlayışı hakim kılınmasına sebep olmaktadır.

Halifelerin ve peygamberimiz(sas) yaşam tarzlarına karşı halife ünvanı alan padişahların saray saltanatları ve yaşam tarzları İslam duruşu ile bağdaştığı iddia edilemez.

Bugün de onları taklit etmek isteyenler de İslam anlayışına ihanet içindedirler.

Dünya nüfusunun yarısına yakın İslam devletlerin içine bulunduğu koşullar İslam anlayışı ile bağdaştığı iddia edilemez.

Okumayı ve müsbet bilimi öngören bir anlayış karşısında islamı toplulukların çağın karanlıklarında bocalamaları sadece sözde yönetenlerinin saltanatına yaramaktadır.

Devlet ve hükümet icraatlarının kamu kuruluşlarının denetiminden soyutlamak, özerk denetimlerden kaçınmak, onları işlevsiz hale getirmek yönetenlerin keyfi icraatlarını ortaya koyar.

Memuruna, işçisine zam vermekten kaçınan yönetimin örtülü ödeneklerindeki sınırsız harcamaları kul hakkıdır.

Yazıktır, haramdır.

Bir bakanlığın milyonlarca çekirdek ve pide harcamaları kamu kurum anlayışı ile de insanlık duruşu ile de savunulamaz.

‘’Komsusu açken tok yatanlar bizden değildir’’ anlayışına inananların bu savurganlıkları tartışılamaz.

Siyasi rant uğruna; elektriği olmayan evlere buz dolabı veren zihniyet devlet harcamalarının edep ve dürüstlüğünden bahsedemez.

Belli medeniyet seviyesine erişmenin yolu savurganlıkla değil üretimle bulunur.

Tarımı-sanayiyi-eğitimi yok edenlerin, otu bile ithal eden çaresizlerin, sadece saltanat ve safahat içinde yaşamak uğruna kamu mallarını bile eşe dosta pazarlayanların var olduğu anlayışta savurganlık bitmez.

Aşırı savurganlık ülkemizi yabancı çıkarcıların kucağına atmaktan başka bir işe yaramaz.

Tüketen değil üreten bir millet, bir ülke olmamız en büyük dileğimiz olsun…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Arşiv Arama
- -
Yenimahalle Gazetesi © Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap
RSS
News
DÜNYA
YENİMAHALLE
EKONOMİ
SPOR
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR SANAT
SAĞLIK
EĞİTİM
ANKARA
TÜRKİYE
ÇEVRE