Cihatli Müfredat ve Susmak…


Bu makale 2017-08-10 09:57:53 eklenmiş ve 32 kez görüntülenmiştir.
Neşe Ersoy

Düşünmek, sorgulamak, araştırmak, üretmek…

İlim, bilim, aydınlık, çağdaşlık yolunda ilerlemek…

 

Nasıl da uzaklaşıyoruz…

Koşmak istedikçe yavrularımıza atılan kementler geri çekiyor, karanlıklara doğru sürükleniyoruz, ağzımızı bıçak açmıyor.

 

Sağlıklı, iyi bir eğitim; bir ülkenin atardamarı, geleceğe yatırımı demektir.

Sanayide, teknolojide, tarımda gelişmeye açık olmak, gelişmek, dünya ülkeleri arasında söz sahibi olmak demektir.

İyi bir eğitim çocuklarımızın, dolayısıyla toplumun aydınlanması, üretebilmesi, başı dik, muhtaç olmadan refah içerisinde, birbirlerine güvenerek huzur içerisinde yaşayabilmesi demektir.

İyi bir eğitim, haberdar olmak, anlamak, anlatabilmek, saygı duymak, korumak demektir.

Özgüven demektir, insan olmak demektir.

-Yaşamak- demektir.

 

İktidarı ele geçiren gücün çocuklarımızın bu haklarını baskılamaları, çeşitli iktidarlarda da yaşanmış, milli eğitimde zaman zaman sistematik değişimlere gidilmiş sonrasında vazgeçilmiştir.

Ancak hiçbirisinde Atatürk ilke ve inkılâplarından, cumhuriyetten, demokrasiden ve hatta Osmanlı tarihinden ödün verilmemiştir.

Özellikle kız çocuklarının da okula gönderilmesi ve her çocuğun en az sekiz yıllık ilköğretim okuması zorunluluğu getirilmişti.

Tartışmalı da olsa bence ilk ve orta öğretimde ki en iyi sistemdi.

 

Sonra sürgün edilen irticayı bağrına basan bir iktidar gelip, irticanın gölgesinde temel eğitimin temel taşlarını yerinden söküp en büyük darbeyi vurdu.

Kesintili eğitim adı altında 4+4+4 sistemini getirip 8 yıllık zorunlu eğitimi parçalayıp çocukların çocuk yaşta meslek eğitimine ve imam hatiplere yönlendirilmesini yasal hale getirdi.

Böylece çocukların gelecekleri hakkında karar vermeleri ellerinden alındı.

Ders içeriklerinde de yer yer değişiklikler yapıldı, kınandı ancak karanlığa doğru atılan her adım gibi ciddiye alınmadı, sustuk.

 

Bir iğne oyası titizliğinde işleyen planlarla günümüze gelindi.

Hani ölümüne vurulan son darbe gibi…

Müfredat değişikliği.

Laikliği içlerine sindiremeyenlerin eğitim dayatması.

 

İrticanın gölgesinde derken de abartmadım elbet.

Toplumun sahip olduğu çağdaş değerleri reddedip, akla ve bilime karşı eylemlerde bulunmak, çağ dışı bir düzeni geri getirmek, her türlü gelişime, değişime, yeniliğe karşı olmak değil midir?

 

Ulu Önder Atatürk;

“Milletimiz çok büyük bir devrim gerçekleştirmiştir. Yüzyıllardan beri uymaya alıştığımız bir yönetim şeklinin dışına çıkarak dünyada benzeri bulunmayan bir devlet kurduk. Fakat bu yeniliğin kesinlikle tersine bir hareketi gerektireceğini hatırımızdan çıkarmamak gerekir. Bu harekete irtica derler” sözleriyle milletimizi irtica konusunda da uyarmış zaten.

 

2006 yılında çok değerli Cumhurbaşkanımız Ahmet  Necdet Sezer irticanın son yıllarda arttığını söylemesi üzerine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da “irtica diye bir tehdit yok” diyerek kestirip atmıştı, susmuştuk.

Çok değil 11 yıl geçmiş.

 

Cumhuriyetin kazanımlarını yok sayıp, uydurma bir darbeyi demokrasi şöleni gibi çocuklara okutacak olan müfredatta bir de cihat olacak.

Cihat!

Din uğruna yapılan savaş.

Söyledikleri ve hazırladıklarıyla,

Yaşadıkları ve sunduklarıyla öylesine çelişkiler yaşanıyor ki, anlamakta zorlanıyorum.

 

Trajikomik bir hikâye gibi

Evrim teorisi yerine kadının, erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığını ve erkeğin kadını istediği gibi kullanma hakları anlatılır artık.

Konuşma zamanı bize gelmeyecek, onu anladık da;

Nefis terbiyesi de bir tür –cihat- mış.

Keşke önce kendi nefislerini terbiye etselermiş.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
ÇOK OKUNANLAR
SON YORUMLANANLAR
Arşiv Arama
- -
Yenimahalle Gazetesi © Tüm Hakları Saklıdır.
Sitemap
RSS
News
DÜNYA
YENİMAHALLE
EKONOMİ
SPOR
TEKNOLOJİ
KÜLTÜR SANAT
SAĞLIK
EĞİTİM
ANKARA
TÜRKİYE
ÇEVRE